Ülkemizde “SOSYAL MEDYA” anlayışı

sosyal-medya[1]“Sosyal” kelimesi ile hemen hemen herkes ilkokul sıralarında tanışmıştır.
Güvenilir bir kaynaktan edindiğim bilgiye göre; “sosyal” kelimesinin anlamı:

“””
1- Bir topluma ayrı ve müstakil bir varoluşa sahip olduğuna inanılan insan topluluğuna ilişkin olan; 2- Toplumu meydana getiren, bir toplum içinde yaşayan insanlar; 3- Toplum içinde yaşayan bireylerden meydana gelen katman, grup, sınıf, vb; 4- Toplumdaki birey­lerin birbirleriyle olan ilişkileri; 5- Toplum­daki sınıfların birbirleriyle olan etkileşimle­ri; 6- Toplum içinde yaşayan insanların maddi hayat koşullarını geliştirmeyi, tinsel ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlayan eylem ve faaliyetler için kullanılan sıfat.
“””
yukarıda sosyal kelimesinin genel anlamda manası yazmakta. Elbette ki devamı olacaktır.
Biz birde sonuna “medya” uzantısını ekleyerek “sosyal medya” kavramını oluşturmuşuz.

Şimdi hep birlikte sorgulayalım….

Yukarıdaki paragraftan;
“Tanımadığın bir bayanı taciz edebilirsin” anlamı çıkıyor mu?
“Kişilerin özel hayatını ifşa edebilirsin”  anlamı çıkıyor mu?
“Büyük bir rahatlıkla insanlara hakaret edebilirsin” anlamı çıkıyor mu?
“İnsanların görüş düşüncelerini ağır bir şekilde eleştirebilirsin” anlamı çıkıyor mu?
“Örgütlenip, izinsiz gösteriler yapıp; insanların mal canlarının kayıp olmasına sebep olabilirsin” anlamı çıkıyor mu?
“Sahte hesaplar açıp, insanları dolandırabilirsin” anlamı çıkıyor mu?
“Yine sahte hesaplar açıp, eşlerin boşanmalarına neden olabilirsin” anlamı çıkıyor mu?
“Ülkenin, başbakanına, cumhurbaşkanına, muhalefet liderlerine, millet vekillerine; doğrudan veya gıyaben hakaret edebilirsin” anlamı çıkıyor mu?
bu satırları eminim binlerce çoğaltabiliriz….

Hani? nerede bunun “sosyal”‘liği….? Nerede genel kültürümüz? Halk oyunlarımız …?

Birde deriz ki “özgürlüğümüz kısıtlanıyor” 🙂 Evet evet kesinlikle özgür değiliz. Özgür olsak daha neler yapacağız kim bilir.

Bence Türk Dil kurumunun bu organizasyonlara başka bir isim bulması gerekiyor. Çünkü Sosyal kelimesi ile ilgisi bile yok yapılan uygulamaların….
Ülkemizdeki “Sosyal Medya” anlayışını gözler önüne çıkartmaya çalıştım. Gençlerimiz geleceğe yönelik dikili fidanlarımızdır. Biz büyükler nasıl meyve verirsek, gençlerimizde bizim meyvelerimizden sebeplenecek ve o şekilde yetişeceklerdir.

“Anlayabilene”….

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere….
Emre ALBAYRAK

facebook.com\emre.albayrak
twitter.com\emrealbayrak29
emrealbayrak.com.tr

 

Ülkemizde “SOSYAL MEDYA” anlayışı

Dumanlar Yükseliyor Güzel Ülkemin Etrafında

YangınNereye gidiyoruz? Ya da iteleniyoruz?….

Sabah kalkıp elimizi yüzümüzü sıcak su ile yıkayıp ferah ve temiz bir ortamda kahvaltımızı yaparken hemen yanı başımızda insanlar barut kokusu ve kurşun kıvılcımlarıyla ısınıp karınlarına kahvaltı yerine kurşun giriyor… Umursuyor muyuz?

“Ülkemizin onca sorunu varken birde onları mı düşüneceğiz? Kendi vatandaşımızı istihdam edemezken birde onlara iş mi bulacağız? Çıksın gitsinler ülkemizden!….” diyenlerimiz yok mu?

Ülke olarak çoğumuz normal hayatına devam ediyor.

Tek yaptığımız KENDİ FİKRİMİZLE ve DÜŞÜNCELERİMİZLE ÖLÇÜŞEN HABER YAPAN KANALLARI IZLEYİP GAZETELERİNİ OKUMAK.

Bir önceki paragrafı yazarken dahi acınacak halimize gülümsedim. Ne kadar vahim bir durum değil mi? Bugün haber kanalları ve gazeteler doğruyu yansıtmaktan öte işlerine geleni izleyicileri ve okurları ile paylaşıyorlar. Bunu hepimiz görüyor ve biliyoruz. Bu yazıyı okuyan herkes bu konuda benimle hemfikirdir.

Açıkçası ben; gözümle görmediğim, kulaklarımla duymadığım hiçbir şeye itibar etmemeye gayret gösteriyorum.

Çok ilginç bir o kadar da vahim bir algı daha var. “abc isimli twitter hesabını takip edin. Adam bütün gerçekleri açıklıyor”, “xyz facebook hesabını takip edin, ülkemiz ne halde görün” Sizce de çok vahim değil mi? Bu düşünceye sahip olanların sayısı milyonları aşıyor.
İnsanlarımızın beyinlerini yıkamak ve kendi fikirlerini yansıtmak isteyen kitlelerin ekmeğine yağ sürüyoruz. En çoğu da ülkemizin geçmişini eğitimi boyunca gören gençlerimiz….

Ne çabuk unuttuk…… Ne kadar çabuk unuttuk KURTULUŞ SAVAŞINI
Analarımızın emekleri. Babalarımızın dedelerimizin canlarını hiçe sayarak bu topraklarda kürt, türk, arap, azeri, alevi, sünni, laz, çerkez demeden, dil, din, ırk ayırt etmeksizin BİRLİK OLUP düşmanları bu ülkeden kovduklarını???

Peki şuan hangi plan işliyor kaçımız görüyor? Zamanında birlik olup bu toprakları hayinlere kaptırmayan insanları birbirinden ayırmaya çalıştıklarını görmüyor musunuz?

Hedef Suriye ya da Irak değil… Hedef petrol ve TÜRKİYE.

Ülkemizin güney cephesinde sönmesi neredeyse imkansız olan bir yangın varken bizler nasıl da geçmişimizi unutup bu derece bencil olabiliyoruz. En önemlisi de sağ duyumuzu koruyamıyoruz?

Hükümet başarılı veya değil bunu tartışmak dahi istemiyorum. Bu konu kişiye göre değişir. Saygı duyulması gerekilen bir husus. Hükümet başarılı da olsa başarısız da olsa halk olarak bizlerin görevi destek olmaktır. Ya daha da başarılı olmasını sağlayacağız, ya da açıklarını kapamasını sağlayacağız.

BURASI BİZİM TOPRAKLARIMIZ…

Çıkan yangını söndürmek için gayret göstermeliyiz. “sokağa çıkmak” hiçkimseye fayda sağlamamakla birlikte yangının bize doğru gelişini hızlandırmaktan öte bir katkı sağlamaz.

Sözü daha fazla uzatarak sizleri sıkmak istemiyorum.

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere. Yangından uzak, huzurlu bir gelecek diliyorum.

Emre ALBAYRAK

facebook.com/emre.albayrak
emrealbayrak.com.tr
twitter.com/emrealbayrak29

 

http://www.yazete.com/genc-kalemler/emre-albayrak/dumanlar-yukseliyor-guzel-ulkemin-etrafinda/6809/